Hz. Musa (a.s.)'ın Duası
Musa (a.s.) azim sahibi, ulu peygamberlerden biridir. Firavunların idaresindeki İsraillilerin doğan erkek çocuklarını öldürüldüğü bir zamanda Mısır’da doğmuş, Allah’ın lütfu ile Firavun’un sarayında annesi ile birlikte büyümüştür. İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilmiş, kendisine Tevrat verilmiş, asa ve yed-i beyza mucizeleri vardır. Allah’ın kendisi ile konuştuğu bir peygamberdir. Henuz peygamrlikle görevlendirmeden önce Mısır’da bir İsrailli’yi savunmak için bir kıpkıye bir tokat vurmuş, Kıptî de bu tokat ile ölüvermiştir. (bk.Kasas, 28/3-42) Bunun üzerine şu duayı qaypmıştır:

إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ رَبِّ

Okunuşu: Rabbi innî zalemtü nefsî feğfirlî fe ğafera lehû innehû hüvel-ğafûrur-rahîm.

Anlamı: "Ey Rabbim! Ben nefsime zulmettim, beni bağışla! dedi. (Allâh) onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir." (Kasas, 28/16)

Musa (a.s.), bu duasında istemeyerek ölümüne sebep olduğu bir kimseden dolayı kendisine zulmettiğini itiraf etmekte ve bu kusurun bağışlanmasını Allah’tan istemektedir. Yüce Allah da onu bağışladığını, kendisinin çok bağışlayan ve çok mehamet eden olduğunu bildirmektedir.

Bir kıptînin ölümüne sebep olduğu için, cezalandırılmaktan korktuğu için Mısır’da gizlice kaçmış ve Allah’a şöyle dua etmiştir:


نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ رَبِّ

Okunuşu: Rabbi necinî minel-kavmiz-zâlimîn

Anlamı: Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.) (Kasas, 28/21)

Allah da duasını kabul etmiş ve onu korumuştur.

Musa (a.s.) Tur dağından döndüğünde kavminin Samirî’nin yaptığı buzağıya taptıklarını gördü. Kendisi ile ile birlikte peygamber olan kardeşi  Harun’a kızdı. Harun (a.s.)’ kavminin söz dinlemediğini, nerede ise kendisini öldüreceklerini söyledi,bunu üzerine Musa (a.s.) şöyle dua etti:


رَحْمَتِكَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي

Okunuşu: Rabbiğfirlî ve liehî ve edhılnâ fî rahmetike ve ente erhamür-râhımîn.

Anlamı: "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi rahmetinin içine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin." (A'râf, 7/151)

İsrail oğullarına peygamber olarak görevlendirildiği süreçte kavminin Samirî’nin buzağıya tapmalarından sonra yüce Allah kendisi ile Tur dağında buluşma vaad etti. Kavminden yetmiş kişi ile Tur’a gitti. Allah ile konuştu, seçtiği kimseler buna muttali oldukları halde Allah’ı açıkça görmeden inanmayız dediler. Yüce Allah da  onları şiddetli bir sarsıntı ile sarstı, bayıldılar. Bunun üzerine Musa (a.s.) Allah’a şöyle dua etti:


رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَافَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا إِنْ هِيَ إِلاَّ فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَاء وَتَهْدِي مَن تَشَاء أَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ  وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَاإِلَيْكَ

Okunuşu: Rabbi! Lev şi’te ehlektehüm min kablü ve iyyâye e tühlikünâ bimâ fe’ales-süfehâ minnâ in hiye illâ fitnetüke tüdıllü bihâ men teşâü. Ente veliyyünâ feğfir lenâ verhamnâ ve ente hayrül-ğâfirîne vektüb lenâ fî hâzihid-dünyâ haseneten ve fil-âhıreti innâ hüdnâ ileyke.

Anlamı: "Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi yok mu edeceksin? Bu, Senin imtihanından başka bir şey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin. Bize bu dünyâda da iyilik, güzellik ve nimet yaz, âhirette de. Biz sana yöneldik." (A'râf, 7/156-157)

Yüce Allah, Musa (a.s.)’a kendisini ilah yerine koyan Firavun’a gidip onu imana davet etmesini emretti. Musa (a.s.)  bu görev üzerine şöyle dua etti:


رَبِّ شْرَحْ لِي صَدْرِي  وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي  وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي  يَفْقَهُوا قَوْلِي وَاجْعَل لِّي وَزِيرًا مِّنْ أَهْلِي  هَارُونَ أَخِي  اُشْدُدْ بِهِ أَزْرِي  وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي  كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيراً وَنَذْكُرَكَ كَثِيراً إِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَصِيرَا

 Okunuşu: Rabbiş-rahlî sadrî ve yessirlî emrî vahlül ukdeten min lisânî yefkahû kavlî vec’allî vezîran min ehlî Hârûn’e ahî üşdüd bî üzrî ve eşrik’hü fî emrî key nüsebbihake kesîran ve nezkürake  kesîran inneke künte binâ basîra.

Anlamı: "Ey Rabbim! Göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çözüver de sözümü iyi anlasınlar. Bana âilemden bir vezir ver;  Kardeşim Harun'u, onunla arkamı kuvvetlendir, onu da (elçilik) görevime ortak yap ki Seni çok tesbih edelim ve Seni çok analım. Şüphesiz Sen, bizi görensin"  (Tâhâ, 20/25)

Musa (a.s.), Alla’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmekle görevlendirildiği insanları iman ve ibadete davet etti, onları haram ve kötü davranışlardan sakındırdı. Sözüne kulak vermeyenlere; benim size söylediklerimi yakında anlayacak ve hatırlayacaksınız dedi (bk. Mümin, 40/37-47) ve şöyle dua etti:


وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلَى اللّٰهِ إِنَّ اللّٰهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ

Ve üfevvidu emrî ilallâhi innellâhe basîrun bil-ıbâdi (Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını görür, gözetir.) (Mümin, 40/44)
Musa (a.s.)’ın dualarında şu unsurlar dikkatimizi çekiyor:

Musa (a.s);
- İstemiyerek bir hata işleyince hemen tövbe edip Allah’tan affını istemiştir.
- İnsanların kendisine zarar vermemesi için Allah’a sığınmış ve kendisini korumusını talep etmiştir.
- Kavminden bir takım azgıların davranışları sebebiyle helâk edilmemesi için dua etmiştir.
- Dünya ve âhirette Allah’ın kendisine ve müminlere iyilik, güzel ve nimet (hasene) vermesini istemiştir.
- İslam’ı tebliğ görevini yerine getirebilmesi için başarı, kolaylık ve konuşma yeteneği istemiştir.
- İşlerini ve başarısını Allah’a havale etmiştir.
- Dua ederken Allah’ın güzel isimlerini zikretmiştir.

 

Kaynak: DinHizmetleri.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol