Evlilik İle İlgili Dualar
 Gönülden inanmış kullarda en güzel şekilde kendini gösteren tevekkül hali ve Allah ile sürekli iletişim içinde olmak, insanlara bu tür acı ve ızdıraplara karşı sağlıklı bir ruh hali kazandırır ve onları ayakta tutar. 

Günlük olarak yerine getirdiğimiz ibadetlerimizde okuduğumuz dualar yanında, sosyal hayatta ihtiyaç duyduğumuz inişli-çıkışlı durumlar için de daima duadan uzak kalmamak gerekir. Nitekim Cenab-ı Hakk; “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” (Hıcr, 15/99) buyurarak bu gerçeği belirt-miştir. Buna göre hayatımızın her anını Allah’a dua ederek geçirmek, hem mutluluk hem de üzüntülü anlarda ondan yar-dım istemek kulluğun bir gereğidir. 

 Peygamberimiz Efendimizin (a.s), ihtiyaç duyduğunda veya ortamın gerektirdiği şartlar neticesinde yaptığı dua örneklerini içermektedir. Aynı konu ile ilgili farklı rivâyetlerin çokluğu dikkate alınarak bu nakillerden benzer olanlarına mümkün olduğu kadar yer veril-memiştir. 

Aile yuvasının kurulması gibi önemli bir adımda, bu işin sağlam bir temele dayanması ve her iki tarafın da zarara uğratılmaması gerekir. Bu nedenle kıyılacak nikâhın bağlayıcı bir nitelikte olması, yani resmiyet kazanması gerekir. Zira dini hassasiyetin zayıfladığı günümüz toplumlarında, zaman zaman verilen sözler tutulmamakta, bu da insanlar arasında istenmeyen huzursuzluklara ve düşmanlıklara neden olmaktadır.

 Resmi kayıt işlemiyle nikâh akdi gerçekleşmiş olmakla beraber, eşler dilerlerse ayrı bir merasimle duayapabilir ve yaptırabilirler. İslam’a göre nikâh akdinin gerçekleşmesi için evlenecek kişilerin veya vekillerinin onayı, en az iki şahit, nikâhın aleni (açık) olması, muvakkat (belli bir süre için) olmaması gibi temel şartlar gerekir.

a) Dünür Olma Sırasında Yapılabilecek Dua

Bir kadını ailesinden istemeye gelen kişinin söze Allah’a hamd ederek başlaması ve Peygamberimiz (a.s)’e salât ve selam etmesi müstehaptır. Daha sonra:


أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَري۪كََ لَهُ
وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ‏


Okunuşu: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.
Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.

Anlamı: Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı yoktur ve şahadet ederim ki, Hz. Muhammed (a.s) O’nun kulu ve elçisidir” sözleriyle açılış yapmalı ve “Falanca kadını veya falanca kadının kızı falancayı, falancaya istemeye geldim” gibi ifadelerle geliş sebebini anlatmalıdır.

Dünür gitmede her yörenin kendine özgü örf ve adetleri, konuşma şekilleri vardır. Genel ahlak kurallarına ve İslami usüllere aykırı olmamak üzere bu tür değişik uygulamalarda dinen bir sakınca yoktur. Ancak her işte olduğu gibi, kız istemede de söze Allah’a “hamd” ve Rasulüne “salâvat” ile başlamak İslami bir gelenektir. Çünkü Peygamberimiz (a.s), bu uygulamayı şöyle ifade etmiştir: “Her hangi bir iş ki, Allah’a hamd ile başlamazsa, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19)

b) Nikâh Duası

Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonra bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer âyet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder. Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:

الْحَمْدَ لِلّٰهِ  رَبُّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ
وَنَعُوذُ باِللّٰهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَ مِنْ سَيِّئَاتِ اَعْمَالِنَا
وَنَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وََنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ هٰذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا مُبَارَكًا وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَ مَحَبَّةً وَ قَرَارًا وَ لَا تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا  نَفْرَةَ وَ فِتْنَةً وَ فِرَارًا
اَللّٰهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ اٰدَمَ وَ حَوَّا وَ كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدِ صَلَّ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ وَ خَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا وَ بَيْنَ عَلِيٍّ  رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَ فَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا
اَللّٰهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اَوْلَادًا صَالِحًا وَ عُمْرًا طَوِيلًا وَ رِزْقًا وَاسِعًا
رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا
رَبَّنَآ اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Okunuşu: el-hamde lillâhi vessalâtü vesselâmü ‘alâ Rasûlina Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în.
Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti amâlinâ.

Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü.
Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ üfleten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ.

Allâhümme ellif beynehüme kemâ ellefte beyne Âdeme ve ve Havvâe  vi kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve seleme ve Hatîcetel-kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fatımetez-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ.
Allâhümme atı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â
Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate ayünün vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.
Rabbenâ âtinâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.
Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.

Anlamı: “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salat ve selam olsun.

Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellrimizden Allah’a sığınırız.       
Bir tek Allah’tan başka ilah olmadığına ve Onun ortağının bulunmadığına  şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve resulü olduğuna da şahadet ederiz. (bk. Ebû Davut, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)
Allahım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme.

Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Adem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle.

Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle.

Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” (Furkan, 25/74)
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından kor. (Bakara, 2/201)
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. (Sâffât, 37/180-182)
 
c) Gelin Uğurlama Duası
 
Örf ve adetlerimizde gelin babası evinden, erkek kardeşi ya da bir yakını tarafından özel bir merasimle çıkarılır ve uğurlanır. Uğurlama esnasında dua edilmesi yerinde bir davranış olur. Duaya, Allah’a hamd ve Rasulüne salavat ile başlanır ve Türkçe olarak şu dua yapılabilir:

Ey Rabbimiz! Bu evliliği hayırlı ve mübarek eyle.   

Allahım! Eşi ile birbirlerini, Peygamberimiz Hz. Muhammed ile Hz. Hatice validemizin birbirlerini sevdikleri gibi sevmeyi nasip eyle. Kendilerine Hz. Âdem ile Havva annemiz arasına koyduğun sevgi gibi bir sevgi var eyle. Hz. Ali Efendimiz ile Fatıma validemiz gibi birbirlerini sevdir. Birbirlerine karşı kalplerini ısındır ve onları fitneden, fesattan, nefretten ve düşmanlıktan muhafaza eyle.

Allahım! Kendisine takva, iffet, sıhhat, afiyet ve ihtiyaç duyduğu her türlü güzellikleri nasip eyle. Onu yardımından mahrum bırakma. Ona bol ve helâl rızık ver. Verdiğin rızkı hakkında bereketli kıl. Onu kanaatkâr eyle.

Allahım! Ona anne olmayı ve anne şefkatini nasip et. Tertemiz bir nesil lütfet. Şüphesiz sen duaları işitensin. Salih evlat ihsan eyle.
            Allahım! Ona, iffetini muhafaza ederek yaşamayı, namazını kılan, orucunu tutan ve sana itaat eden bir kul olmayı nasip eyle. Evini; Kur’an okunan, İslâm konuşulan ve meleklerin ziyaret ettiği bir yuva olmasını nasip eyle. Sadakatten ayırma. Eşini kendine bağlı ve vefalı eyle. Eşiyle birlikte Senin rızana uygun olarak hareket etmeyi nasip eyle.

Kötü arkadaş ve kötü komşudan uzak eyle. Kötü insanların şerrinden, fitnesinden, iftiradan ve kıskançlıktan muhafaza eyle.

Allahım! Kendisine seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve sana yakın kılacak her işi sevmeyi nasip et. Ona imanı sevdir. Gönlünde inkârcılığa, fasıklığı ve isyana karşı bir nefret uyanrır.

Allahım! Onu, sıkıntıdan, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, kalp katılığından, gafletten, zilletten ve meskenetten muhafaza eyle.

Allahım! Verdiğin güzellikleri, nimetleri ve yetenekleri ondan çekip alma. Bundan sonraki her gününü bundan önceki günlerinden daha mutlu ve huzurlu geçirmeyi nasip eyle.

Tekbir ve saltü selam getirilerek duaya son verilir.
           
-Zifafa giren kimsenin yapacağı dua:

 Sahabeden İbn Abbas (r.a.)’in rivâyetine göre Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz eşine yaklaşmak istediğinde şöyle dua etsin:


بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ  وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا

Okunuşu: Bismillâh! Allâhümme cennibneş-şeytâne ve cennibiş-şeytâne mâ razektenâ.

Anlamı: “Allah’ın adıyla! Allah’ım! şeytanı bizden ve bize nasip edeceğin çocuktan uzaklaştır" (Buhârî, Nikâh, 66; Ebû Davut, Nikâh, 46; Tirmizî, Nikâh, 8; İbn Mâce, Nikâh, 27)

 

Kaynak: DinHizmetleri.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol